6 Temmuz 2009 Pazartesi

Böcükkk


Sıcaktan pişik olduğumuz o günlere nihayet döndük. Kışın kıçımız dondumu biz yaz gelse deriz soyunup dökünsek v.s şimdi diyoruz bi kar yağsada atkımı beremi takıp çocuklar gibi eğlensem. Sıkıldım lan! Çekilmiyo vallahi. Bide gece olup sineklerin hain saldırısına uğramak fena oluyo açıkcası. Adiler :( bnm gibi kızı nasıl yerler .p

Yaz oldu geldi bi tatili hak ettik kanımca. Çantamı gözlüğümü alıp güneşlenmek gerek. Nil'in bi şarkısı vardı ordaki gibi:

"Ben bu yaz bronzlaşmak kendimle uzlaşmak..."

O görünüşe boyanmam gerek. Az kaldı az. Sabredicem. Yazlık gibi bizim bahçeli müstakil eve gidiyoruz ama bu aprt. dairesinden iyidir yahu. Ağaçlar kuşlar böğürtlüböcekler haa kurbaları unutmamak gerek(: Evimevim güzel evim hesabı. Bahçede ne ararsan var babamın aklına girip kivi bile diktirdim. Kivi demişken kivilerin hayatı güzel. Dişisi ve erkeği yan yana olmalı polenler yüzünden vel hasıl şahane :D Ne güzel yaratılmış hayranı oldum. İlk meyvesini yiyemedik evlatlar küccük daha (: Neyse işte böyle...

Bugun bnm eski elemanın doğum günü bi kutlama msjı atıcaktım ama numarasını unutmuşum. Gerekte yok zaten düşünüyorumda...

*Ama bnm adım BaL Böceği bekleyemem ben bu geceyi
gelirdi koynuna girerim ama sonrada batırırım iğnemi:P

8 Haziran 2009 Pazartesi

Gül(me)meli miyim?

Bir insanın hayatı eminim benimkisi gibi abuk geçmez. Ne ottan boktan şeylerle uğraşıyorum. Ayy, nasıl bir kızım ben...  (cık cık cık..) Bu ben değilim ki. Hayat uzun, kuralları yıkmalıyım!...


Dünyaya nasıl gelirken bize sormadılarsa; şimdi de aynı konu, aynı şeyler. Kendi hayatım değil bu. Benim iplerimi salmalılar ki 'kendi' ben olayım. Ya insanın hayatına bu kadar karışılmaz ki yahu. Nefesime bile karışacaklar neredeyse. Bu kadar baskı beni aşıyo, beni zorluyor. Yaşam kelimesini anlamdıramıyorum ve nefes almak yemek yemek (gibi) kadar zor geliyor. Ölümüm yakın olcak uzun yaşamayacakmışım gibi hissediyorum. Doğduğumda kim vardı yanımda, annem mi? Evet, evet o vardı! Geldim yanımda, gittim yanımda olmalı.. Ama bu hayat onun pamuk ellerinde sol bulmalı. Psikolojim alt üst, hiç iyi değilim. Ama bilseniz nasıl yaşıyorum... Babam kendi kanunları üzende durduruyo beni o yok bu yok onu yapma bunu yapma. En büyük korkumda ileride onun gibi olmak. Böyle bir ailenin ferdi olmak hiç mi hiç istemezdim... Lanet olsun bu kız ben değilim!

7 Haziran 2009 Pazar

İçiyorsam sebebi çok!





















Çok enerjim çok
Cildim güzel çok
Sağlıklıyım çok
Neşeliyim çok
Dişlerim beyaz
Dudaklarım kiraz
Yine böyle çok
ÇOKUM İŞTE ÇOK!

İçiyorsam sebebi çok!
xD xD

Bayıldım Nil'e. Elbisesine falanına filanına(:

5 Haziran 2009 Cuma

cır cır cır

Blog yazmak için kullandığım temel konu nedense hep hayat oluyor(: Çok mu çekiyorum ama benden daha kötü durumda olanlarda vardır değil mi?
Tabi tabi öyle yahu. İnsan kendi kendini mutsuz yapar mı be yapıyorum vallahi anam anam x) Dört duvar arasında kalakaldım dışarı fırlama gibi bir manyaklığımda yok sabahtan aksama kadar kıçımı devirip yatmak istiyorum. Tavuk gibi düşünüyorum evde be. Neden diye soracak olursak ta ‘saflığımdan’ ötürü. Saflık doğru kelime olmaz ama insanları kendim gibi bildiğim için. Hep aynı hataya düşüyorum. Ama öyle olmasa insanlara nasıl insanca davranabilirim ki? Ama tokatı yiyince aklım başıma geliyor ne yazık ki. Kuyruk acısı olunca dilin kemiği olmuyor açıkçası. Zamanı değil belki daha sonra anlatılırım acımı(:
Güncel haber: xD
ÖP BENİ KOCAMAN :p




































Öpüşmek sadece aşka davet değil; aynı zamanda yaşamsal bir ihtiyaç. Bebekken bile annemizi sadece aç olduğumuz için emmezdik. Normal bir yetişkinin sağlıklı bir psikolojik yaşam sürmesi ve bağımlılıkların tuzağına düşmemesi için gün içinde pek çok kez öpüşmesi gerektiğini biliyor muydunuz? Sık sık sevgiyle öpüşenlerin bünyeleri daha güçlü oluyor, kafaları daha çok çalışıyor ve bu insanların sezgileri diğerlerine fark atıyor.

Bende bende bende X)

4 Haziran 2009 Perşembe

Kıçını kırdığımının Öss'si...












~Aklıma işgal eden sorulardan kurtulmak istedikçe yeni soruların hücumuna uğruyorum. Bu durum,bitmek bilmeyen bir karşı koyuşun/arayışın ortaya çıkmasına neden oluyo. Günden güne beni bitiriyo. Bu sebeple gelecek derdine düşeceğime; günü kurtarma telaşına girdiğimi farkettim. Sonuç olarak bu durum bazı şeylerden vazgeçmeme sebep oldu. Duvarımda yazan o güzel söz(ler)le irkildim.

-irade ederek
-isteyerek
-savaşarak.p
-acı çekerek
-fedakarlık ederek
-çalışarak
-heves ederek
-umut ederek
-severek
-gerektiğinde uykusuz kalarak
-Bazı şeylerden vazgeçerek

Başarıya Ulaş!

//İstersek olur bence.

3 Haziran 2009 Çarşamba

Öp beni!

Öss denen o hayat dönümüne çoz az bir süre kalmış. Hı-hımm öyle öyle. Az kaldı yahu. 10 gün *-*.... Şaka gibi. Daha dün diyorDum 6ay var diye nasılda geçmiş hayret birşey :/

Denemelerim hala devam ediyoR. Bir güN türkçe iyi oluyo; bir gün matematik. Öss bakalım ne olcak. Daha adam akıllı fen yapamadım ve 10 gün var. Kazanamıcam belli işte:/ Şu matematikte yaptığım netleri fende göremedim. Yazık banaaaaa böhüüüü*

Haa bu arada :D Öss sınavına nerede gireceğim belli oldu ^^ İmam hatip Lisesi hahaha xD ay buda geleckti başıma. Sevineyim mi üzüleyim mi bilemiyorum ya:D Şanslı gelir umarım... Hııı şöyle bir durum var ben mi ona gircem o mu bana? o.O Valla tamda lisesi çarpılır mıyım ki? .p Ben abdestimi falan alayım Allah muhafaza .p

Sağ yukarıya bir baloncuk koydum ve hayalimi çekelim biraz(:

-Vayyy bu muydu sınav bu denemelerden daha basit ayol. Ayy öss'yi de geçtim inanamıyorum :P Evet tatil zamanı Güneş-Kumsal-Deniz üçLemi wuuwww! xD o kadar stresten sonra iyi gelicek... Tatilde bitti neydi o yakışıklılar .p Sınavlar 2 gün sonra açıklancak düşündükçe heycan basıyo yahuuu... Kardeşim bebeğim TC bu hadi aç bakalım. Açılması zor ama... Hadi gözümü kapadım *-* kap puan?

-329,25 puan ( bağrışmalar, yırtınmalar v.s)
-Kaç kaç kaç? neeeeeee
-Tamamdır Ablammm snide gönderiyoruz
-Şeyy.. Ya ben neydi ay biliyodum ben yapar diyordum anam bana birşey oluyo o.O

Yerleştirmelerde belli oldu. ....... Üniverstesi kazandım evet kazandım. Hoşçakal hükümet konağı merhaba özgürlük ve Bnm hükümetim.p Baba eli yerine kredi kartı, Anne azıcık daha zaman ver gelicem yarım saate yerine ' annişkom takılıyoruz giderim elbet' ....... Ayyy süperrr!

:(ÖSS GEL GIÇIMI YE!

31 Mayıs 2009 Pazar

Şimdi bir tek sen mutlusun...(alıntı)


Unuturum sandım. Unutup, belki de arada hatırlayıp gülümser sonra kaldığım yerden dakikama devam ederim -sandım.. Mezarının yolunu unuturum bir sabah, günler aylar geçse de hatırlamam belki sandım. Motorumuzu, koltuğumuzu, 'şşşş kalbim uyyoooğ sus' demeni, su içerken kurbağa gibi ses çıkardığını, dünümüzü, planladığımız yarınımızı unuturum..
Seni ölürken görebilseydim, o balkondan nasıl düştüğünü, yığınlarca kez 'Atlamadı! Düştü! mü acaba' diye düşünmeyi bırakıp yaşamaya zaman ayırabilir miydim? Yoksa görseydim gözümün saniyelik hareketlerinde tekrar tekrar canlanır mıydı o sahne? Delirmeme engel olabilecek bir tavsiyesi var mı dünyanın? Bu acıyı söndürebilecek bir yağmur, aklıma düşüp her salisemde beynimi meşgul edecek başka bir düşünce, ya da burnumun direğini sızlatan başka bir koku, kız kardeş misliği, pembeliği var mı yaratılan binlerce şeyin içinde?
Dayanmak çok zor biliyor musun? Hele ki beni bilerek bu lanet kokuşmuşluğun içinde tek bırakıp gidebileceğin duygusuna dayanmak çok çok zor. Altı ay oldu. Aslında gününe, saatine kadar sen gittiğinden beri kaç ölüm zamanı geçti biliyorum 'unutmaya çalışıyorum işte bilmiyormuş gibi yaparak' ..
Ne yapmam gerekiyor? Elim kolum bağlı. Eğer cidden canına tak ettiyse bu dünya ve kendi isteğinle bıraktıysan kendini o balkondan, öldürmem gereken insanlar var! Hemde birden fazla. Yok eğer değilse, kusmak için çıktığın o balkondan düştüysen eğer vazgeçmem gereken bir hayat ve inanç var önümde.. Sahi kusmak için neden balkonu seçtin melek kokulum? Tuvalete gitseydin oysa, ya da annenin sonra yapacağı 'naaaaaptın sen' diye çemkirmelerine aldırmayıp kusuverseydin p'nin yada b'nin kafasına, salonun orta yerine yada ne bileyim onun gibi bir şey işte. Haaa p ve b seni çok özledi bebeğim, sen gittiğinden beri ciyak ciyak miyavlamıyorlar.. Sanırım onlarda ölecekler mama yemiyorlar pencere çıkıp erkek kedilerle cilveleşmiyorlar.. Annen zaten yaşamıyor diyebilirim, babanı ise bilmiyorum. Aslında hiç haber gelmiyor ondan.
Söylesene çözüm ne? Ölüme sunabileceğin bir çözümün var mı? Bencillik değil mi bu yaptığın, oysa kişilik olarak hiç bencil de değildin sen. En azından anneni düşünürdün, babanı.. Anlamadım. Bedelini bu acıyla ödeyeceğimiz ne günah işledik ki biz?
Ağlıyorum. 'baaadem gözlerine kıyamam' diye beni şımarttığın o günler nerede şimdi? Yalan mı söyledin? Gittiğinden beri gözlerimin yerinde kırmızı, etrafı mor bir çukur var çünkü.
Annenle baban gittiler bebeğim o evden. Nereye gittiklerini söylemiyorlar. Belki çok uzaklara kaçmışlardır. Bende kaçabilsem keşke.. Ha ne diyordum gittiler o evden buram buram mis çilek kokunu duymamak için sanırım. Ama ben çok özledim o kokuyu.. Bir tek ben mi benzetirdim kokunu çileğe? Sanırım öyle çünkü bunu sana ilk söylediğimde canımın aşırı çilek çektiği bir kış akşamıydı. Ama olsun çilek kokuyordun sen. Odana girmeliyim, tüm elbiselerini giyip senmişsin gibi bakmalıyım hayata.
Yokluğun günden güne büyüyor meleğim. Beni de hapsediyor içine. Küsseydik hiç konuşmasaydık keşke.. O zaman yokluğunun canıma tak ettiği sırada dayanıverirdim kapına, suç sende olsa da yalvarırdım 'Beni sensiz bırakma' diye. Oysa Cennetin kapısına dayanamıyorum şimdi. Sahiden hani o söz verdiğin bal tadındaki meyvelerden bir tabak yaptın mı bana? Hangimiz daha önce ölürsek o diğerini elinde meyve tabağıyla bekleyecekti. Bizim evde sürekli bir tabak var öyle, içinde muz, çilek, kivi, çağla badem var erik çıksın onu da koyacağım.. Belki gelirsin ha bir gün? Gelir de yersin o çok sevdiğin meyveleri yine kalın dudaklarını büzüştüre büzüştüre..
Dayanacak gücüm kalmadı bebeğim. Kardeşsizlik gırtlağıma kapıştı kör bir sülük gibi.
Söyleyin bana şimdi.. Çözümü ne bu işin?

Sen varken hepimiz mutluyduk.. Şimdi bi tek sen mutlusun Sensizlik gırtlağıma yapıştı iyice. Öksürsem, deli gibi öksürsem.. Günlerce, aylarca yıkasam boğazımı.. Gitsen. Yok ya da hiç gitmesen. Hatta hiç gitmeseydin keşke Kardeş Kokulum. Hani insanın en mutlu olduğu anda birşey düğümlenir ya nefesinin sesinin tam ortasına, ya da koskoca olmasına rağmen küçük bir bebek gibi anne kucağında uyumaya çalışırken, birilerinin soğukta üşüdüğünü düşünür ya insan.. Düğümlendin bende pembe kardeşim, Kalbimi buluşacağımız güne kurdum, o zaman nefes alabileceğim tekrardan. Yaşıyorum evet, sadece kahveyle, çayla, kederle, ölümle, ruhunla. Sana 'Asla başlamayacağım' diye söz verdiğim sigaraya gider oldu elim. Ama yok meleğim emin ol başlamayacağım. Her cümlem senin isminle bitmek zorunda mı diye düşünüyorum bazen. Ya da şu yaz mevsiminin başladığı günlerde kokunu benzettiğim ve yemeden duramadığım çilekten bucak bucak kaçmak zorunda mıyım? Televizyonda çıkan ya da arkadaşlarımın annemin mırıldandığı her kederli şarkıda ağlamaya başlamak zorunda mıyım? Evet! Sen öldün ya artık kötü olan herşey zorunluluğum benim. Düğümledin nefesimi bebeğim. Açamıyorum o düğümü, yaşayamıyorum. Sanırım bu acıyla, güzel olan her anda aklıma gelen yüzünü gözümün önünde canlandırdığımda içimde kopan o fırtınayla ve et parçasıyla yaşamaya alışmak zorundayım. Yaşamaya çalışmaya alışmak zorundayım ben aslında. Sen gittikten sonra yaşamaya çalışmak zorundayım!