14 Ağustos 2010 Cumartesi
Özdemir ASAF
Zeka ile düşersen kavrulursun.
Akıl ile düşersen çıldırırsın.
Duygu ile düşersen gülünç olursun.
Aşka düşmezsen kalabalığa karışırsın, ezilirsin.
Sersem sersem bakınıp durma bir yol seç. "
Bayılıyorum bu adama. Ne akıllı kelimeler kullıp onlardan bir hayat çıkarıyor. Pek şiirle aram olduğu söylenemez. Doğru ya ben sayısalcıyım sözelle işim olmaz. Ama nedense bu adama karşı içimde bi sevgi var. Nehirleri o kadar çoşkulu ki kalemi hele..
Buraları uzun zamandır boş bıraktım. Bi ara tasarım yapmak için girmiştim sanırım. Renklerle oynayıp cılkını çıkarmıştım .p çıkamadım işin içinden kaydedip çıkmışım sayfamdan. Lanet olası. Adam akıllı birşeyler yapmak gerkte üşeniyorum şuan. Bi süre idare ederuk ne yapalım :)
Şu okul işi de olsaydı de huzura kavuşsaydım.. Ah kafam..
:(:(
14 Mayıs 2010 Cuma
Kaybolduk.

Kelimeler hükmünü yitirmiş üzerimden özgür kalmış uçurtma gibi uçup gitmiş bi başkasına senin benden gittiğin gibi sesin gibi...
Sesin ve hükmün benim için aynı açılara sahip söylesene kelimelerin kimlere ait bir zamanlar benim iken?
Yüklemler bizli iken kimlere yakıştırdın özneleri henüz üzerimde duran ağzından çıkan nefesin kimlere hayat verdi?
duvarda asılı duran portredeki boş yalnızlık gibi ne duruyorsun öyle kalabalık içinde?
Beni yoran hayat kadar mı yoruldun koşmak istediğin yarattığın kaosta?
bak şimdi sorular mı zor geldi yoksa cevaba nokta koymak mı?
Avuçların arasına al başını ve sor bi kendine;
olmak istediğim kişi bu mu
bulunmak istediğim nokta olmak istediğim ye mi?
Sadece sordum..
12 Mayıs 2010 Çarşamba

Çok şey istemem ben şu hayatta. Ben yastık bi döşek bide köpek. Köpekler itat eder korur kolar. Sever hem hele de mavi gözleri var ise dayanamam (Sibirya kurdundan bahsediyorum J ). Tek düşmanımız kedi olsun o kadar.
Fazla şey sahiplenmek istemem. Yarattığım düşünceler, beni doğuran kadın ham madde adam ve uçurtma ucuna bağlanmış sevgilerim. Ne kadar uçarsa o kadar güçlü bağ olur sevgimde. Bana ait hisler.
En kadar cümlelerim olsun istemem. Her şeyde eşitlikten söz ederiz. Bana göre değil yargılamak. En ne kadarsa alacağı değer odur. Gözümde büyütmem de alçaltmam da. Neyse “o” odur.
Zekice her şeyi bilmek istemem de ben. Fazla bilgi göz çıkarır aklını alır hatta akıl almaz olayların kapısını aralar. Ne kadar az bilgi o kadar az bela.
Ben en çok birine benzemek benzetilmek istemem. Ne onun kılığına girerim ne ona bürünürüm. Ben kendime has ve türümün tek örneğiyimdir. En güzeli de bu değil mi zaten.
3 Mayıs 2010 Pazartesi

Adım güneş olsa yağmuru severdim.
Birleştiğimiz yerden süzülüşünü izlerdim.
Berraklığını duruluğunu severdim.
Hayat ne deseler “Yağmur” derdim tek kelime.
Geleceğimize de gökkuşağı derdim.
Hayatıma kattığı duygulara benzetirdim.
Ardından geldiğini bilsem de,
Yıldırımdan da kıskanırdım onu.
Buluta emanet etsem de
Ona da güvenmezdim.
Dokunamamak beni kızdırsa da
Üstesinden gelir gökkuşağıyla avunurdum
İçimde beslerdim sevgisini
Bilirdim alay konusu olurdum
Derlerdi güneş ve yağmur imkansızlık
Derdim bende imkansızı seviyoruz
Uzaklığa aşık oluyoruz
Mesafelerle besleniyor alevleniyoruz
Göğüs geredim işte böyle
Ama.. ama.. Güneş değil ki adım..
1 Mayıs 2010 Cumartesi
25 Ocak 2010 Pazartesi
*-*

Zaman nasılda geçiyor su gibi...
Daha dün neydi bugun ne oldu.
Korkuyorum artık bu derece hızlı olmasına.
Bazen geçmek bilmez gibi gelir insana, sıkılmışlıktan.
Ama şimdi dönüp baktığımda, çok uzun zaman geçtiğini anladım.
Geleceğime az bi zaman kaldı.
Çok az...
Tedirginim çok.
bu sefer başarmalıyım ve zorundayım
ayrıca farkındayım.
Gözümü kapattığımda güne dair yaptıklrımın,
geleceğimi etkileyecek düşünceleri sarıyo bedenimi.
Eksilerimi düşününce,
bi ağrı giriyor karnıma.
Cevabını bilmediğim
ve bu sefer boş bırakamıyacağım soruları doğuruyo buda.
Uyuya bilirsen uyu şimdi...
"Bağırmak sadece fizikidir.
Karşındaki seni dinlemek istemiyorsa,
sen ne kadar bağırmak istesende farketmez.
Çünkü herşey istemek ve arzulamakla ilgilidir. "

