7 Ocak 2010 Perşembe

uff



Boş bir şişe sanki içimdeki...

ne koysam içine rüzgarın nefretiyle ses çıkarıcak hırçınca. beni korkutacak en derinden. sarsıcak olmayacak bi anda...


Bir kap sanki içimdeki...

ne koysam olmayacak. ya eksik kalıcak başından yada fazla gelip taşıcak lazım olanlarıyla...

27 Aralık 2009 Pazar

Ay; küstüm sana.



Kendini bilmez tavırların elbet bi sonu olmalıydı.

konunun içeriğini düşündükçe,içinden çıkılmaz hale gelmesi mutlak hadise.
aynı şeyleri beyinde yaşamak, kurgu dünyasının kapılarını aralamak gibi.
Akabinde; alışık olduğun düzenin, senin istediğin kurallar doğrultusunda yürütülüyor ve gerçeklikle bağlantı kurup, yaşadığın yaşamın kesintilarine yapıştırıyorsun hayal ettikçe...
Devam edersin herşeye. Sanki hiç birşey olmamış, kurduğun o mükkemel bina yıkılmamış gibi. Çaresizliktir nedeni.

Kayıpsındır hayatında.
Hatalar boynuna günah gibi zincirlenir.
Koparıp, kırıp,çözüp atamazsın, takılmıştır bi kere.
Gene de mutsuz olmak sonucunu doğurur, yine de ümit vardır sanki gerçeklere.
Herşey olmamış, tıpkı ilk günkü gibi saftır benliğin...
Çare yoktur baştan olmaya ama kabullenmeyede gücün yoktur.
Ölüm-hayat denen o ince çizgide durup sorgularsın geçmişi.

Olun olmuştur giden gittiği gibi...
Bir müddet sonra bakmışsın etrafına olduğundan uzak, başka yerdesin.

Kendinden herşeyden uzak ama benliğine yakın.
Yazık...

6 Aralık 2009 Pazar

Mut(suz)luluk


tenimi gören aynalarda ekşiyen surat görmek istemiyorum.son gündem maddemiz farklı değil ki hep bu işte.
" kızım mutlu olsana sen.güneş dolanıyor etrafında ölüme her gün bir adım yaklaşıyorsun. fani dünya olacak bunlar elden çare gelmez. sineye çek artık fazla büyütme. birgün unuttuğunda eminim kendine söveceksin. gayet tabii. hayat kopuyor hep bir yerinden ve sen tekrar acıyacaksın ansızın..."

Yazmak nasılda iyi geliyor bana.Seviyorum böyle içimi dökmeyi. ben yaratıyorum cümleleri:)
herkes ölecek bende tabi ki ama bedenlim girse de soğuk toprağa, bu satırlarda yaşıyor olacağım. bunu bilmek güzel.

~Yeni bi sayfa mı, yeni satır mı?

21 Kasım 2009 Cumartesi

Dinle uzaktan.


Kendini bilmez tavırlarında elbet bir sonu olmalıydı.

Konunun içeriğini düşündükçe içinden çıkılmaz bir hale gelmesi mutlak hadiseydi. Aynı şeyleri beyinde yaşamak, kurgu dünyasının kapılarını aralamak gibi. Alışık olduğun düzen, kendi yarattığın yeni dünyanın senin istediğin kurallar doğrultusunda yürütülüyor akabindede ve gerçeklikle bağlantı kurup, yaşadığın yaşamın kesintilerine yapıştırıyorsun. Çaresizliktir nedeni. Mutsuz olmak sonucunu doğurur yinede ümit vardır sanki. Bir gün bakmşsın, bilmediğin yerdesin; kara delik. Yok oluşlar diyarı, mutsuzluk parkı. Bitiremediğim çümleye üç nokta koymaya kara verdim. Sonu belli değil ama yeni satıra geçme fikri daha cazip.

İçimdeki onu öldürdüm.Evet evet, bende katilim. Suçlu değilim ama böyle daha iyi ve mutluyum :):)


Dostluk herşeyden önemli. Dostlar siz çok yaşayın:)

1 Kasım 2009 Pazar

Gitsene



Hayatımda önemli yere koyduğum insanlar için kimse olmayı yediremedim ben kendime.
Eğer içmde anlamdırıyorsam onu, ondada anlamlaşmış olmalıyım.
Görünmez iplerle sarmışımdır ruhunu ruhuma ve saklamışımdır sevgimi derinde.
Görmezler, bilmezler içimi.
Ayrım yapmadan nasılda içime alıp büyütmüşüm sizi. Nasılda böyle bi hata yapmışım.
Asıl hata aslında herkezi kendim gibi bilmek.
Saflık bu olsa gerek.
Ama benim yapım bu.
Evet gene aynı hataya gene aynı şekilde yapıcam.
Yanlış zamanda, yanlış yerde, yanlış kişilerle.