23 Ocak 2012 Pazartesi

The Vamprie Diaries


içimdekiboşluğubirbardaktazekanlagiderebilmekisterdim.

İmza: Libby Salvador ;)

Ps: Torbadaolur^^



19 Ocak 2012 Perşembe

The Finals Diaries

Sınav gözetmenlerinin sınavlarda topuklu ayakkabı giymesi ne sinir bozucu bi olay. Sınavdan çok adımlarını düzgün atıyor mu diye düşündürüyor. Bi yandan da saydırıyorsun küfür etmek bi kenara -başlarken dua ediyorsun alttan alacağını bile bile- *topuğun kırılsın, yere yuvarlan, rezil ol* tarzında. Ama şöyle bi saniye gözlerini kapatıp hayal ediyorsun. kağıdı kalemi kenara fırlatıp koşarak yanına gidiyorsun ilk koca bi depik tam diz kapağıın arkasına yere yığılır zaten işte o anda ayakkabısını ayağından kopartıp** kafasında delik açana kadar vuruyorsun. Öfkemi anlatabilmişimdir umarım.
Yalnız o monster'a dönüşmüş halimi düşünmek 1saniyemi alıyor, tutuyorum kendimi. Harikayım

14 Ocak 2012 Cumartesi

Yılbaşı!



Biraz geciktim ama yeni yılınızkutlu olsun ey okuyucu. Umarım bu yılınız ve gelecek her yılınız yaşadığınız diğer yıllardan daha mutlu ve huzurlu sağlıklı geçer. Biriken anılarınız artarak büyüyen mutluluğunuz olsun.
Hayat sevsin sizi.
:)


25 Aralık 2011 Pazar

Hayat, hay at, ha yat, H ayat.

Finaller yaklaşırken bi uğramak gerekti buralara.

Bi ara size kore dizilerimi boy boy yazıcam.Tuvalet kağıdına dönecek burası resimlerle. Vazgeçemiyorum bir türlü şunlardan yahu. Ergenleri geçtim resmen. Zaten hep şu çekik gözlülere bi sempatikliğim olmuştur. Neden acaba? Kan mı çekiyor dersiniz. Bilemiyorum da onları sevmemdeki en büyük etken küçükken izlemekten zevk aldığım Jackie Chan'dir.
Nasıl güzel bi varlıksın sen nasıl iyi bi oyuncusun. Harika. Filmlerini izlemek o kadar güzel oluyor ki. Adam bi kere dublör kullanmıyor. Bizim Cüneyt abimiz gibi masallah :F

Wikipediadan biraz bilgi alırsak;

Chan Kong-Sang ya da Jackie Chan Sing Lung ya da bilinen adıyla Jackie Chan (d. 7 Nisan 1954, Hong Kong), dövüş ustası, aktör, yönetmen, figüran ve şarkıcıdır.

Oyunculuk kariyerinde dublörlük ve figüranlık yaptığı filmler de görülür, Bruce Lee'nin başrolde oynadığı Ejder Kalesi filmi bunlardan biridir. Tehlikeli sahnelerin çoğunda dublör, ip veya özel efekt kullanmamıştır, bu yüzden pek çok kez kolundan, bacağından ve burnundan yaralanmıştır.

Jackie Chan akıcı bir şekilde Kantonca, Mandarin ve İngilizce konuşabilmekte ve aynı zamanda biraz, Almanca, Korece ve Japoncanın yanı sıra biraz İspanyolca konuşabilmektedir.


Bu çekiklerin niye sesi de güzel oluyor. Ay çatlıcam *.*

Jakie'den sonra ikinci numara tabii ki Jet Li. Kendisi harikulede bi oyunculuğa sahip. "Ejderin Öpücüğü" filmi ilk izlediğimde canevimden vurmuştu beni.


Bu gülüşte ne! Aman yarabbim! Bu kadar sırıtma sen :o


Bu daha iyi gibi.

Wikipedia;

Jet Li (gerçek ismi: Li Lian-jie) (d. 26 Nisan 1963, Pekin, Çin), Dövüş sanatları oyuncusu, aktör, Wushu şampiyonu ve uluslararası film yıldızı.Tsui Hark'ın yönettiği Once Upon a Time in China (1992) filminde gerçek hayat halk kahramanı ve en büyük Kung Fu ustası Wong Fei Hung rolü ile ünlendi.

Sende harikasın bebeğim.

to be continued..

21 Kasım 2011 Pazartesi

D de del deli delir delirm delirme delirmek deli


Vizelere sıra geldi. Zorluğundan ziyade çalışması zor geliyor asıl. İlk senenin verdiği zorluk bunlar. Bilemiyorum da hep gecelerler ya hani, sabahladım olayını başarabilmemin imkanı yok, büyüyor gözümde.. Oturup çalışsan gözüne uyku giriyor yani kapanıyor..  Bide hani şey var odana misafir gelse, ders çalışırken laflasa :)) Yurt gibisi yok, evet. Allah diyorum, ders çalışmak imkansızlaştıran varlıklar.. İnsanlar anlamıyor halden nedense.. Neyse. Okumak zor bazen. Bırakmak düşüncesi kaplıyor içimi. Vize/final zamanı okulu bırak evlen düşüncesi zamanı, ama susturuyorum onu.. Öyle işte..

Hatice bırak peşimi süm ayrılda gel emoş 3 harflilerden hayır gelmez sevoş istanbul bizden bütyük şekerimmm :))

29 Ekim 2011 Cumartesi

Varım o zaman düşünürüm!

İlk başta 29 ekim kutlu olsun diyorum. Güzel başlayalım birazcık ağırdan alalım ama ağırlaşacak.

Bu fikrimi benimsemeye bilirsiniz ama söyleyeceğim. Van olayına içten üzülmüş değilim. Sadece 7,2lik bi depremin yaratacağı psikolojik bozukluğu düşünüyorum. Tanrım şuan söylediklerime kızıp, buraya da bi deprem yollayabilir ama düşüncelerim bunlar. Doğudan vazgeçmiş değilim. Edirne'den Van'a bu vatan bizimdir arkadaş.
Söz konusu o kişiler olunca bilemiyorum, acıyamıyorum. Belki olanları, güncel yaşananları görmediğim içindir bu düşünceler. Sadece kulaktan duymalarım var. Tv açıp durumu gözlemleme sansım olmadı. 

Egede yaşadığım için deprem korkusu var içimde. Yaşanan depreme duyunce "ne 7,2 mi? oha çok büyük!" dedim o an. Orada olanları değilde kafamda daha çok "ben yaşasam nasıl olurdu durumum" diye düşündüm. Nerde ve ne durumda.. Ama işte dediğim gibi üzülemedim bi türlü. Doğuda yasanan çirkin olaylar yüzünden belkide.. büyük etken farkındayım. Adamlara kinim var bi kere sonuçta. Kardeş gibi yaşayamıyorlarsa ırkçıyım arkadaş! Hepimiz aynı toprakta yaşıyoruz sonuçta ve aynı havayı soluyoruz. Devlet hepimize hizmet ediyor (?) hepimize aynı kazığı sokuyor. Ne bu çatışma, ne bu çekememezlik, ne bu ölümler ya! Anlamıyorum Allah hepinizin bin belasını versin.

Globalleşen yaşadığımız dünyada her gün yeni teknolojiler çıkarken biz gerileşen toplum oluyoruz. Niye benim doğum batım gibi gelişmiş değil? Niye insanlar açık görüşlü değil, niye bu geri kafalılık? Niye dünyaya ayak uydurmuyoruz!?! Ne bu savaş ya! Afedersiniz de Allah belanızı versin manyak herifler geberince hepimiz aynı toprağa girip börtü böcek tarafından yenilip çürüyeceğiz ve ruhumuz aynı yere gidecek. Ne yani bunlar ya? Niye böyleyiz, niye böylesiniz, niye hayat buna zorluyor?...

29 ekimi kutlayamamak, cağnım o al bayrağımı sallayamamak, çok koydu bu sene. Doğunun acısı yüzünden kutlama iptal edilmiş. Bak şu işe şimdi. O deprem olmasa ülkemizde başka acılar yokmuş gibi boş konuşuluyor. Neymiş efendim, bayram edilmezmiş. Eee, kurbanda kesmeyelim o vakit. Ne bunlar ya. Tamam acımız çok, onlara saygısızlık etmiş oluyoruz. Pekiii bu topraklarda, sırf gelecek nesil için, bedenlerini siper eden atalarıma ayıp değil mi? Bu bayram onlara bir bakıma anmak, minnet göstermek değil de ne? Ahaa adamlara yardım ettik, sonra ne oldu?? Mehmetçiğime silah doğrultular, onlara uzatılan elleri kesiyor namussuzlar. Yardım eden bizlerde kabahat. Oyy oyy acılarını yediklerim. Ayıp yahuu ayıp. Neymiş efendim evlerinde durmuyorlarmışta dışarıda üşüyorlarmışmış. Ulan askerlerde size hizmet etmek için canla başla çalışıyorlar, onlarınki de can, onlarda üşüyor! Ne bu olanlar, olum ne ayaksınız siz? Bu deprem kafanıza dank etmek yerine niye bizim aleyhimize kullanırsınız siz, ya nasıl insanlarsınız?

Anlamıyorum izleyici anlamıyorum.

İnsanlar aç, insanlar susuz, insanlar yalnız ve insanlar kötü..!

11 Ekim 2011 Salı

Ot-bok meselesi

Ne yağmur yağdı öyle yahuu? Berbat bişi. Yağmuru sever tabii şemsiyesinin altında iki kişilik yeri olanlar. O şemsiye hepte küçüktür. Yağmur değilde sıcaktan ıslanırsın o an. İçten gelen değil yanından gelen sıcaklıktır bu. Biz hem üşüyoruz hem sırılsıklam oluyoruz onsuz hepte irezil oluyoruz. O ne yağmurdur o nasıl havadır.. Islandığıma mı yanayım, millet koluna manitasını takmış kıs kıs gülmesine mi yanayım, bu yağmurun oldukçe sıradan bi yağmur olmasına mı.. Sinir krizi geçiriyordum yahu resmen!

Kampüsten çıkıp merkeze geldim. Havada kötü zaten. 15dk mesafedeki yerde aşırı yağıs olduğu haberini aldık bende elimde şemsiyem var rahatım diy geçiniyorum. Kerocum da benden sonra ki otobüse binince hadi dedim onu da alayım beraber gidelim evimize(!) Kerocum geldi hemen sevindirik oldu onu beklediğimi görünce kanatlar altına aldım oracıkta onu hafif atıştırmaya basladı o anda sağda solda da sevgi böcekleri dolanıyor. Şemsiyemi açtım azcık yürüdük yağmur yağmuyor resmen şişe boşalıyor üstümüze :) sen misin bekleyen.. Bi dükkana girelimde diner dedik. Defactoya girdik az bişiler baktık. PEk bişi yoktu. Sıkıldık çıktık. Anammm dışarısı sel olmuş sel. Ne kadar kötüydü öyle. Muğlanın alt yapısı 0'mış meğer. Kanalizasyon kapağı mı ne halt oluyorsa ondan havaya doğru su fışkırıyordu meydanda böyle egzantrik bişi di. Muğlayı gören bilir bide dağ yamacında gibi. Yağan yağmur asağıya iniyor yukarıdan aşağıya. Aşağıdakiler daha berbat durumdadır. Görmeyi istemem.. Neyse daha sonra bi rüzgar bi fırtına şemsiye kırılacak gibi oldu. Ne kotumuz kaldı ne çeketimiz hele ayakkabılarım hele cağnım nike'larım havuz oldu ayağımın içinde. Yol yol değil ki nehir mübarek. Muğlaya baraj yapmalılar. Süper olur yanına da bi arıtma tesisi. Bu nedir abi rezillik ya bide normali buymuş. Ağırında felç geçiririm sanırım. Zaten beni gidi manyak yağmurdan yıldırımdan şimsekten her bi doğa afetinden korkuyorum ne boku yemeye buraya geldiysem.. Tanrım sonumu hayretsin azizim..
Yalnız bot almak sart oldu. Hiçte çizme falan tarzım falan değildir yani nasıl bişi alacağım bi fikrim yok lakin almak bana farz oldu. O dalga geçtiğim yağmur botları bile fena değil haa. Cicekli böcekli beni bozar ama ^^


Tuvalete gttim, gelicem.